
Fazıl Önder
Fazıl Önder Kimdir ?
Fazıl Önder Kıbrıslıtürk Sendikal Hareketinin en önemli kadrolarından biriydi.
1926 yılında Küçük Kaymaklı’da doğdu. Yoksul bir aileden geldiği için okuma yazma öğrenmesine karşın ilk okul öğrenimi ile sınırlı kaldı ve orta okula devam edemedi.
Daha küçük yaşlarda kardeşi Cemal’in yanında saraç dükkanına çırak olarak girdi. İşi iyice öğrendikten sonra Ayalı Ahmet adlı bir kişi ile kendi dükkanını açtı.
Aynı zamanda 1949’daKıbrıstürk sendikalarına üye oldu. 1951 yılında Kıbrıstürk Eğitim Kulübü’nde (TEK)çalışmaya başladı ve orada yoğun kültürel ve sendikal çalışmalar yaptı. Ahmet Malyo, Derviş Ali Kavazoğlu,Mehmet Edisson ile siyasi, ekonomik, ve ideolojik alanda kendi kendilerini eğitmek amacıyla bir grup oluşturdular ve Moskova ile Sofya radyo istasyonlarını dinleyip türk basınını okumaya başladılar. Buldukları herşeyi okurken TEK aracılığı ile sosyalizm ve geniş halk yığınları için sosyalizmin kazanımlarının propagandasını yapıyorlardı. 13 Mayıs 1955 tarihinde ilk sayısı yayınlanan « İnkilapçı » gazetesini çıkarma kararı aldılar. Gazetenin genel müdürlüğü görevini Fazıl üstlendi.
Sadi ile Kavazoğlu da köşe yazarlığı görevini üstlendiler. Gazete çalışanların haklarını, Türk – Rum Dostluğunu, EVKAF’ın özellikle de eğitimin Kıbrıstürk toplumuna devrini savunuyordu. İnkilapçı 15 sayı sonra sömürge yönetimi için tehlikeli sayılıp kapatıldı. Bu karara Kıbrıstürk toplumunun şövenist çevreleri de katkı koydu.
Önder, EVKAF’ın malvarlığının Kıbrıstürk toplumuna devri için mücadeleye devam etti. Yoksul kesimlerin çocuklarına da okuma olanağı sağlanması için eğitimin de topluma devri talebini sürdürdü.
Pedagoji Akademisi ile Tarım Okulu’nun açılmasına öncülük etti. Önder, 1 Mayıs 1958’ de örgütlenen büyük 1 Mayıs töreni sonrası katledildi.
24 Mayıs günü mağazası önünde TMT’nin maşalarınca vuruldu. Aldığı yaralar ağır değildi ve kendisini öldürmeye çalışanlardan birini yakalamak için koştu. Fakat ne yazık ki bir diğer TMT’li tarafından arkadan bıçaklandı ve öldürüldü. Cenazesine sadece kardeşi ve iki akrabası katıldı. Eşi Zehra ile kızı Ayşe’nin cenazeye katılmaları yasaklandı. Küçük Kaymaklı Mezarlığına defnedildi ve bugüne dek mezarının yerini kimse bilmiyor.
|

Derviş Ali Kavazoğlu
Sağın propagandasına karşı Türk-Rum dostluğ unun ve çalışanların haklı mücadelesinin yılmaz savaşcısı Derviş Ali Kavazoğlu’nun biyografisini hazırlamak çok zordur. Çalışmalarının özü , TMT tarafından katledilişlerine de yansıdı. Ölümü Kostas Mişauli ile kucak kucağa karşıladı . Mağusa’nın Piperisterona köyünde 4 Nisan 1924 tarihinde doğdu. Ailesi yoksuldu. İlkokula köyünde gitti. İlk okulun beşinci sınıfına giderken babasını yitirdi. Küçük Kaymaklı’ya akrabalarının yanına taşındı. İlkokulu burada tamamladı. Ne yazık ki yoksulluk öğrenime devam etmesine müsaade etmedi. EVKAF’dan yardım istedi fakat bu istemi ret edildi. Bunun sonucu öğrenimine son verdi ve Kı brıslırum bir dülgerin yanına çırak olarak girdi. Burada sendikal hareket ile tanıştı ve sendikal hareketin safları na katıldı . Burada mesleği öğrenirken daha sonra vereceğiğ mücadelede kendisine yol gösterici olan Marksist literatürü de okumaya başladı. Mesleğ i öğ renince Asmaltı’nda kendi küçük dülger dükkanını açtı. Kıbrıslıtürk şövenistlerin bölgede Necati Özkana bir dizi mağazayı ateşe verdikleri bir günde Kavazoğlu’nun da mağazası yandı. Kavazoğlu bu koşullarda tekrar kalfalığa döndü. 1954 yılında Beliğ Paşa Sokağı ’nda yeniden kendi mağazasını açtı ve 1955 yılına dek burada çalıştı. Kavazoğlu ile 1949 yılında Kıbrıstürk sendikal hareketi içerisinde tanışt ım. Daha sonra da PEO Kıbrıstürk Bürosunda onunla birlikte oldum. Çok yetenekli bir insandı ve konuşt uğu kişiyi çok kolay ikna ederdi. İdeallerine büyük bağlılığı vardı. Bizim en eğitilmişimizdi ve harekette yer alan kadroların tümünü eğitmeye çalışırdı. Özellikle benimle çok ilgilendi ve ben de kendime onu örnek alırdım. Saatlerce yanımda oturur beni ideolojik olarak geliştirmeye ça lışırdı. Bana konuşma-yazmayı ve ikna edici olmam için bu konuşmaları anlamlı bir şekilde okumayı öğretmeye uğra şırdı. Yaşamını harekete adadı ve sonuçta yaşamını halkını n iyiliği ve Türk-Rum dostlu ğu için verdi. TMT’nin her zaman hedefi konumundaydı. Tüm yaşamı boyunca kendisini 11 Nisan 1965 günü Koşi köyü yakınlarında Kostas Mişauliyi katleden TMT ajanlarının takibindeydi. Kavazoğlu 1958 yılında yaşanan olaylar sonrası mücadelesine devam edebilmek amacıyla Lefkoşa’n ın Rum kesiminde kalmaya başladı ve ben kendisi ile temasımı kaybettim. Kavazoğlu okumaya meraklı bir kişiydi ve öğrenim görenlerin çoğundan daha eğitimliydi. Tiyatroya da merakı vardı ve 1944-1948 döneminde Kıbrıstürk sendikaları aracılığı ile bazı tiyatro oyunlarını sahneledi. Kararlı ve inatçı bir kişiliği vardı. Ben onu yaşam mücadelesinin tüm zorluklarına karşın bir gün dahi yorulmuş görmedim. Tüm serbest saatlerini mücadeleye adıyor ve işçilerle geçiriyordu. Kavazoğlu’nun 1958 sonrası Kıbrısrum tarafında verdiği mücadeleyi incelersek onun katkılarını daha iyi görebiliriz. Burada Denktaş’ın propagandalarına karşı çıkıyor ve özellikle de bağımsızlık sonrası zor günlerden öldüğü güne dek ayrılıkçılığa karşı Kıbrıslıtürk gruplar oluşturuyordu.
|

Ahmet Sadi Erkurt
Ahmet Sadi Erkurt Kıbrıstürk sendikal hareketinin önderlerindendir ve öldüğü güne dek gerçek bir mücadeleci olarak kaldı. 20 Ocak 1913 tarihinde Lefkoşa’da doğdu. Liseyi Lefkoşa’da okudu. İş bulamadığ ından geçici olarak bir kitapevinde çalıştı ve daha sonra da 1934-1937 yılları arasında polis olarak görev yaptı. Polislik işini
sevmediğinden terk etti. Bir yıl sonra Lefke Madenine girdi ve1941 yılına dek orada çalıştı. 1941’de profesyonel olarak KATAK’a a lındı. Fakat kısa bir süre sonra solcu olmakla, sendika üyesi olmakla suçlandı ve KATAK’tan atıldı. Bir süre Kolokosi’de çalıştı . Fakat Fazıl Küçük tarafından solcu olmakla suçlan ıp görevden alınması istenince burada da işten uzaklaştırıldı. Ahmet Sadi Erkurt bundan sonraki ya şamı Kıbrıstürk sendikal hareketinin gelişimi ile paralel oldu. 1944 yılında sendikal hareketin bölünmesi
sonrası aktif olarak Kıbrıstürk sendikal hareketinde yer aldı ve sol ideolojinin zemin kazanması için çalıştı.
1947 yılında “İşçi Şaimaz Yolu” dergisi çıkarılmaya başlandı. Bu arada attığı t ohumlar tuttu ve sendikalar sol eğilimli unsurların denetimine geçti. Sendika seçimlerini kazanan sol unsurlar Aziz Tuncay’ı sendika sekreterliğine seçtiler. Ahmet Sadi Erkurt da sendika komitesine katıldı ve hareket i yönetmeye başladı.
Kıbrıslıtürk çalışanları yazıları ile konuşmları ile sadece örgütlenerek ve PEO ile işbirliği yaparak hedeflerine ulaşabilecekleri konusunda ikna etmeye çalıştı. Birkaç yıl içerisinde işçi hareketi genişleyince liderlik konusu gündeme geldi ve Ahmet Sadi en e ğitimli ve en faal kişi olarak sekreterlik görevine seçildi. Harekete kendini adamıştı ve amaçlarını ileri götürmek için yaşamını dahi düşünmüyordu. Sadi, mücadele insanıydı ve bu, daha sonra 1949 yı lında “Emekçi” gazetesini müdür ve yazı işleri müdürü olarak çıkarmaya başlayınca daha net bir şekilde görüldü. Her gün gece yarılarına kadar çalışıyordu ve aldığı ücret günde bir buçuk şilindi. Yaşayabilmesi için fırın işçileri kendisine her gün bir ekmek vermeyi üstlendiler ve böylece en azından yiyecek bir şeyleri oluyordu. Tüm bu zor koşullara boyun eğmedi. Yığınları bildirilerle, broşürlerle, konu şmalarla ayaklandırmaya
çalıştı. 1953’de PEO’nun Kıbrıstürk Bürosu oluşunca Ahmet Sadi Erkurt örgütün ücretli sekreteri oldu. Şovenizme karşı mücadele ett i, Türk-Rum dostluğu için Kıbrıslıtürk yığınların uyanışı ve haklarını elde etmeleri için mücadele etti. Aynı zamanda yoğun bir ideolojik çalışma gerçekleştirdi. Faaliyetlerinin doruk noktası 1958 yılında Lefkoşa’da örgütlenen PEO’nun 1 Mayıs etkinliğindeki konuşmasıydı. Bu konuşmasında şoven Kıbrıstürk liderliğini sert bir şekilde eleştirdi ve yığınları kararlı bir mücadeleye çağırdı. Bu konuşması sonrası bir numaralı hedef haline geldi ve 22 Mayıs’ta saldırıya uğrad ı. İlk kurşunların sıkılması sonrası eşi Leman onu kucakladı ve vücudunu ku rşunlara siper etti. Eşi daha ağır olmak üzere her ikisi de yaraland ı. Tedavi için Londra’ya gittiler ve orada kaldılar. Londra’da önce bir Müsevinin turizm şirketinde çalışan Sadi daha sonra da kendi turizm bürosunu kurdu. Fakat tüm bu süre içerisinde sendikacı kimliğini hiç unutmadı ve Londra’da Türk-Rum ilişkilerinin iyileşmesine katkıda bulundu. Ahmet Sadi Erkurt dürüst bir insandı, birlikte ça lıştığı insanları sevdi ve onlara büyük değer verdi. Onlara sayg ı duydu, yardım etti. Bunun sonucu herkes Ahmet Sadi ile çalışmak arzusu gösterdi.
|

Aziz Barışoğlu
Aziz Barışoğlu 1934’de Baf’ın Lukrunu köyünde doğdu. İlkokulu bitirdikten sonra Lefkoşa’ya geldi ve terzilik mesleğini öğrendi. Hrisaliniotis’ bölgesinde Pavlaki Yeorgiyu’nun yanında kaldı ve ilk ideolojik ve sendikal dersleri ondan aldı. 1951 yılında PEO ve AON saflarına ka tıldı ve terzi çalışanla rı sendikası komitesinin üyesi oldu ve başta Kıbrı slıtürk emekçilerin aydınlatılması olmak üzere zengin bir faaliyet ortaya koydu. 1955 yılında sendikal kadro olarak PEO’daki faaliyetini sona erdirdi ve halk hareketi içerisinde görev aldı. Aziz Barı şoğlu’nun Kıbrıst ürk toplumu içerisinde halk hareket inin gelişmesine önemli katkıları oldu.
|
Kamil Şükrü Tuncel
1927 tarihinde fakir bir çiftçi ailesinin çocuğu olarak Baf’ın İstinco köyünde doğdu. İlk okul eğitimi sonrası köyde ayakkab ıcılı k mesle ğini öğrendi. Daha sonra Lefkoşa’ya geldi ve karde şinin yanında manav olarak çalışmaya başladı. Daha sonra çeşitli ayakkabı atölyelerinde çalı ştı. Küçük yaşlarda PEO sendikal hareketi ile tanıştı. Sendikal hareketin çeşitli kademelerinde görev aldı. Özellikle Kıbrıstürk sendikal hareketinde çalıştı ve Ayakkabıcı lar Sendikası Sekreterliği görevini yürüttü. PEO’nun Kıbrıstürk bürosunda çalışırken de Kıbrıs Türk Eğitim Merkezi (TEK) sekreterliğini görevini yürüttü. Sadi, Önder ve Kavazo ğlu ile yakın bir işbirliği içinde çalıştı. Özellikle Kavazoğlu, Kamil’in eğitimi ve sendikal hareket içindeki faaliyetlerinde kendisine büyük katkı sağladı. Bölünme sonrası Lefkoşa’nın Türk bölgesinde kaldı ve profesyonelce çalıştı . Özellikle Kıbrıstürk sendikal hareketinin oluşumuna büyük katkıları oldu. 2004 yılında sendikal harekete katkıları nedeniyle PEO tarafından özel nişanla ödüllendirildi.
|

Nurettin Seferoğlu
Bodamya’da doğdu. Fakir bir aileden gelmekle birlikte liseyi bitirdi. 1965 yılında Kamil Tuncer’in profesyonellik önerisini ret etmesi ve gönüllü çalışma kararı sonrası PEO Türk Bürosu’na profesyonel olarak alı ndı. Nurettin, Kıbrıslıtürk çalışanlara ve Türk-Rum dostluğ una büyük katkılar sağlayarak PEO Türk Bürosu’nun kaderini ve mücadele yolunu izledi. 1958 yılında Kıbrıslıtürk sendikacılara yönelik öldürme girişimleri sonrası Kıbrıs’ı terk etmek zorunda kaldı ve bugün de yaşamakta olduğu Londra’ya gitti. Nuret tin 1967 yılında tekrar Kıbrıs’a döndü ve AKEL’in Kıbrı slıt ürkler’in mücadelesini ileri götürmek için oluşturdu ğu Kıb rıstürk Yurtseverler Bürosu’nun sorumluluğunu üstlendi. Bu büro dağıtılana kadar burada çalıştı. Nuret tin Sef eroğlu Londra’da Kıbrıslırumlar ile Kıbrıslıtürkler’in olu şturduğu ilerici harekete katkı yapmaya devam ediyor.
|

Ahmet Yahya
Ahmet Yahya beş çocuklu bir ailenin çocuğu olarak 1932’de Yeroşibu köyünde doğdu. Dört kız ve bir erkek kardeşi vardır. Aşağıdaki bilgileri kız kardeşi Hat ice’den aldım. Ahmet Yahya ilkokulu bitirir bit irmez berberliğe başladı. Köyde berber çırağı oldu ve mesleği iyice öğrenince Lefkoşa’ya gelerek Uzun Yol’da dükkanı olan Kıbrıslırum bir berberin yanında çalışmaya başladı. Yahya Lefkoşa’da berber kalfası olarak çalışırken Berberler Sendikası’na üye olarak PEO hareketine katıldı. Daha sonra kendisi ile tanıştı ğımızda TEK’e üye oldu. Herkesi seven ve herkesin kendisini sevdiği çok ciddi bir insandı. Uzun bir süre TEK Yönetim Kurulunda da görev yaptı. Yoğun siyasi bir faaliyet gösterdi ve ideallerimizin Kıbrıstürk toplumu içerisinde yayılmasına önemli bir katkı sağladı. Yahya çok iyi bir futbolcu olan Defteralı’nın yanında kalfa olarak çalışırken ne yazık ki sürekli ideallerinden bahsetmesi sonucu hedef haline geldi. Kıbrıslırumlarla dostluk yönünde yığınlar arasıdan yaptığı çalışma nedeniyle şövenist çevreler kendisine kin kusuyordu. Ve TMT “temizlik” hareketine ba şlar başlamaz ilk hedefleri arasına Yahya’yı da aldı. Diğer arkadaşları gibi artık PEO’ya üye olmadığını açıklamasına rağmen bu açıklamanın gazetede yer aldığı gün 29 Mayıs 1958 günü yatağında katledildi. Bu da şövenizmin baskı ve şiddetli nedeniyle açıklama yapmasına rağmen bir düşmandan kurtulmak kararlılığını ortaya koyuyor. Yahya katledildiğinde sadece 26 yaşındaydı.
|

Hulus Halil İbrahim (Çağlar)
1933 yılında Limasol’un Siliku köyünde doğdu. Tüm çocukluğunu ayakkabı giymeden geçirdi ve kendi ayakkabılarını yapmak için sekiz yaşında kunduracı olmayı kafasına koydu. Bu nedenden dolayı bir kunduracının yanına çırak olarak girdi. Ust asından ekmek ve biraz zeytin alabilmek için günde bir kuruş ücret istedi. Hulus Halil İbrahim 1944 yılında 11 yaşında Lefkoşa’ya geldi ve PEO’ya bağlı Kunduracılar Sendikasına üye oldu. Uzun boylu ve yapılı olduğundan sendikaya üye olabilmek için 16 yaşında olduğuna dair yalan yemin verdi. 1953 yılından itibaren sendikanın aktif bir üyesiydi ve komiteye de seçildi. Aynı zamanda TEK’e de üye oldu. İyi bir masa tenisçisiydi ve TEK’in futbol takımın ın da oyuncusuydu . 1945’de kendisine sendikal çalışmalarında ve ideolojik olarak biçimlenmesinde yardımcı olan Kavazoğlu ile tan ıştı. EVKAF’ın Kıbrıstürk toplumuna geri verilmesi mücadelesinde yer aldı ve Müftü Dana Efendi’nin adaylığını destekledi. İngilizler kimliğine “tehlikelidir” damgası vurdu. 1958 yılında yaşamı tehdit alt ına girince gizli bir şekilde İngiltere’ye git ti ve orada yaşayan ilericilerin yardımı ile “yoldaş tamircisi” adı altında bir ayakkabı tamir dükkanı açtı.
|